Dünya kamuoyuna, özellikle son yıllarda sel baskınları ve iç kargaşalarla adını duyuran Myanmar; Çin, Bangladeş, Tayland ve Laos’a komşu olan, yüzünü Hint Okyanusu’na  çevirmiş bir Uzakdoğu ülkesi…

55 milyon nüfusa, 676.577 km2 yüzölçüme sahip, Myanmarca’nın ana dil olarak konuşulduğu ülke,   %70′i Budist, %20′si Müslüman, %10′u  Hıristiyan olan 8 ana grupla beraber 100′den fazla ayrı gruptan oluşuyor.


Myanmar, Türklere vize uygulamaktadır. Türkiye’de her hangi bir diplomatik temsilcisi bulunmadığından, Myanmar vizesi, Uzakdoğu’da en uygun ülke olarak Tayland’ın başkenti Bangkok’daki Myanmar Elçiliği’nden alınabilmektedir. Vize için birkaç fotoğraf, form ve pasaport gerekiyor. Vize ücretleri, aynı gün ya da üç günde alınabilmekte ve ücreti de buna göre değişmektedir. Günlük vize ücreti 25 Dolar, üç günlük olanı da 40 dolar civarındadır.

Myanmar’a Türkiye’den direkt uçak olmadığı için, aktarmalı gidilmesi gerekmektedir. Pek çok havayolu şirketine karşın, Birleşik Arap Emirlikleri Havayolları ile en uygun fiyata uçulabilmektedir. Myanmar’a gitmek için Bangkok ilk tercihtir. Hem vize için, hem de ucuz fiyata Myanmar’a ( Yangon ) uçmak için burası kullanılmaktadır. Uzakdoğu’daki pek çok noktaya Asya Air’le  çok ekonomik fiyatlarla uçulabilir.

Ben de Katar Havayolları ile Bangkok’a, oradan da Asya Air ile Yangon’a uçtum. Yangon Myanmar’ın başkenti olup, ülkeye giriş için kullanılması zorunlu bir hattır. Ayrıca, ülkeden çıkış için de gene Yangon kullanılacaktır.

Myanmar, çok geri bir ülke. Ülkede, bizdeki gibi işleyen bir banka sistemi olmadığından, döviz bozdurmak yabancılar için ciddi bir problemdir. Döviz bürosu da yoktur. Ülkeye giriş yapanlar, sadece Yangon Havaalanı’nın çıkış kısmındaki küçük bir masada döviz bozdurabilirler ve o belgeyi de her zaman yanlarında muhafaza etmek zorundadırlar. Zira, ülkedeki tüm harcama belgeleri, istenildiği her an görevlilerce kontrol edilebilmektedir. Birkaç yıl öncesine kadar, ülkeye giriş yapan her yabancının en az 200 Dolar bozdurması ve karşılığında alınan FEC isimli bir para ile harcama yapması gerekmekte iken, şimdilerde bu zorunluluk kaldırılmış, yerine sadece havaalanında elde edilebilen Myanmar parası olan Kyat’la ( Çet okunuyor ) döviz değiştirebilme imkanı getirilmiştir. Havaalanında döviz bozdurmak önemli bir konudur. Eğer havalanında döviz bozdurulmaz ise, geriye sadece karaborsadan bozdurmak gerekecektir ki, bu imkan sadece belli merkezlerde olmakta, bu da ciddi bir sıkıntı yaratmaktadır. Yabancıların günlük yaşamda Kyat, otel ve belirli bazı noktalarda döviz kullanmak zorundadırlar.

Myanmar’ın %60′lık bir kısmı ağaçlarla kaplıdır. Geri kalan kısımlarında ekili alan da fazla değildir. Pirinç üretiminin çoğunluğunu  oluşturduğu tarım ekonomisi yanında, balıkçılık önemli bir ekonomik aktiviyeti durumundadır.

Ülkede ulaşım zor yürümektedir. Şehirler arası yollar bakımsız ve kötüdür. Araçlar eski olduğundan, mesela 100 km.lik bir yol, birkaç saatte ancak alınabilmektedir. Gece yolculuğu pek fazla yapılmamakta, kısa mesafeler için bile nerdeyse bir gün harcanabilmektedir. Şehir içi  ulaşımda arkası açık pikaplar, hurda otobüsler çoğunluktadır.

Myanmar, sıcak bir ülke olup, her gün sabah yağmur yağarken, öğleden sonra güneş açmakta, bu da ciddi bir neme neden olmaktadır.

Yiyecek ve içecek faaliyetleri genelde, kaldırım üzerinde kurulan günlük tezgahlarda yürüyor. Pek çok yerel yiyecekler içinde, pilav, şehriye ve balık karışımıyla yapılan Mohinga özellikle en çok tercih edilen yemek türüdür. Kaldırım tezgahlarında ve restoranlardaki masalarda demlik içinde hazır olarak konulmuş Çin çayı, bizdeki kahve fincanı benzeri küçük bardaklarda ücretsiz içilebilmektedir.

Konaklama, küçük ve orta ölçekli, ucuz, fakat konfordan uzak otel ve guest house’lerde yapılmaktadır. Fiyatlar, birkaç dolar arasında değişiyor.

Myanmar’da her tarafın gezilmesine müsaade edilmemektedir. Sadece belirlenmiş bazı hatların kullanılması zorunlu olan ülkenin, sınır kısımları yabancıların ziyaretine kapalıdır. Askeri yönetimin egemen olduğu ülkede, sık sık elektrik kısıntısı yapılmakta, akşamları bir saatten sonra, her yer karanlığa bürünmektedir. Gezi için belli noktalar ziyarete açık olup, ciddi bir güvenlik sorunu yaşanmamaktadır.

Ülkeda yaşam standardı çok düşük olup, yabancılar için ucuz bir gezi ülkesidir. Budizm, ülkenin ana inanışıdır. Her taraf çok sayıda Budist tapınaklarıyla doludur. Myanmar insanının günlük yaşamının önemli bir kısmını verdiği tapınaklar, halkın yoksulluğuna karşın, özellikle kuleleri altınla kaplıdır.

Myanmar, çok eski bir tarihe sahiptir. Ziyarete açık bölgelerde, ülke tarihinin pek çok kalıntısını görmek mümkündür. Sanki, bir ring yapılarak gezilebilen ülkenin  önemli ziyaret yerleri arasında şu bölgeler bulunmaktadır.

Yangon

6 milyon nüfusuyla ülkenin başkentidir. İdari merkez olmanın yanında, Myanmar Budizmi’nin de merkezi sayılır. İki ünlü Budist tapınağı olan, Sule Paya ve Svedagon’a ev sahipliği yapar. İkisinin de kuleleri altınla kaplıdır. Her üç yılda yenilenen altınlar atılmamkata, yenileri eskilerin üzerine yerleştirilmektedir. Yenileme esnasında tonlarca altının harcandığı kuleler, gündüzkü görkemi yanında, geceleri ışıklandırma sayesinde, tam bir altın renginde uzaklardan bile fark edilebilmektedir. Sule Paya Tapınağı 46 metre,  Svadagon Tapınağı ise 100 m. yüksekliğindedir.

Karaveik, Kandavgyi Gölü’nün içinde klasik bir saray restorandır. İlginç görüntülü bu yapıda, akşamları geleneksel dans ve kukla gösterisi yapılmaktadır. Bitişiğinde, Kandavgyi Doğal Parkı bulunur.

Bagyoke Auna San Market, Yangon’un merkezinde kolonyal bir yapıdan oluşuyor. İçinde her tür hediyelik eşyanın satıldığı 1600′den fazla işyeri barındırır.

Aun Lang

Yangon’a otobüsle 7-8 saat mesafede küçük bir kent. Kentin önemli bir gezi noktası olmamakla beraber, 1. Dünya Savaşı yıllarında İngilizlerce Yemen taraflarında esir alınarak bu bölgelere getirilen Türk askerlerine ait mezarlığa ev sahipliği yapan yakınındaki bir köye ulaşmak için kullanılması gerekli nehre komşuluk eden bir yer. Gezmek, para bozdurmak ve mezarlığa gitmek için ciddi sıkıntılar çekip, sık sık yabancılar polisine götürüldüğüm, topraklarına ayak bastığım andan itibaren, yakın mesafeden  takip edilip, sonunda; ” burada kaldığın yeter, hadi git artık buradan ” denilerek, otobüse bindirilip gönderildiğim, benden başka bir turistin galiba pek uğramak istemediği, adrenal yükselten anılarla dolu olduğum bir macera kenti. Ne yazık ki, Aun Lang’dan  istediğim pek çok şeyi bu yüzden yapamadan ayrıldım.

Magavi

Benim için çok yönüyle Aun Lang’dan farkı olmayan ve belki de, ani gel – gitlerle dolu, olmak ya da olmamak  anlarımı en üst düzeyde yaşadığım, fakat her şeyin ötesinde, iyi dostluklar kurduğum bir yerleşim yeri.

Bagan

Eski Myanmar Krallığı’nın ilk başkentidir. Bagan, Myanmar’ın en ünlü turistik bölgesi olup, 42 km2′lik bir alanda, krallık dönemine ait binlerce tapınak ve tarihi kalıntı taşır. Bölgede çok sayıda otel olmakla beraber, ziyaretçiler için konaklama açısından en uygun yer, kentin yakınındaki Nyaung U köyüdür. Bagan küçük bir yerleşim yeri olduğundan, tapınakları ziyaret için at arabaları ve bisiklet kullanılmaktadır.

Mandalay

Myanmar’ın 2. büyük kentidir. Eski krallığın bir dönem başkentliğini yapmıştır. Gezginlerin birkaç gün zamanını hasredebileceği bu kent, pek çok ziyaret noktasına sahiptir.

Bunlardan Mandalay Sarayı, şehrin merkezinde, etrafı su ve yüksek duvarlarla çevrili, geniş bir alanda kurulu, son kralın ihtişamlı bir sarayıdır.

Mandalay Tepesi, yerden 230 metre yüksekliktedir. Kenti tepeden izlemek için uygun bir yerdir.

Maha Myat Muni Buda, Myanmar Budizmi’nin Mandalay’daki en eünlü tapınağıdır. İçinde, 4 metre yüksekliğinde, 65 ton ağırlığında Buda Heykeli bulunmaktadır. Heykel, kıymetli elmas ve taşlarla dekore edilmiş olup, altınla kaplıdır.

U Bein Köprüsü, Mandalay’a birkaç kilometre mesafede bulunan  Amarapura’daki  Taung-thaman Gölü üzerine yapılmıştır. Yapımında tamamen ahşap malzeme kullanılmış olup, 1502 metre uzunluğuyla, dünyanın en uzun tahta köprüsü ünvanına sahiptir.

Mingun, Mandalay’ın bitişinden geçen Ayeyarvadi Irmağı’nın karşı tarafındadır. Tekneyle ulaşılan Mingun’da, büyük bir Tapınak mevcuttur. Fakat, tamamlanamamış bir tapınaktır. 1800 yılında yapımına başlanmış, fakat 1819 yılında Kral Badavpaya’nın ölümü üzerine yarım kalmış. Tapınağın yapımı için, 20 yılda 20 bin insan çalışmış. Malzeme olarak tuğlanın kullanıldığı tapınak, 1838′deki depremde ciddi zararlar görmüş. Tamamlanmış olsaydı, dünyanın en büyük Budist Tapınağı olacağı söylenmekte.

Mingun’daki bir diğer önemli görülecek nokta da, Mingun Çanı’dır. Dünyanın en geniş ikinci, en büyükte çalar çanıdır. Bronzdan yapılmış olup, 100 ton ağırlığındadır.

Zegyo Market, Mandalay merkezinde kurulu bu çok katlı ve geniş bina, içinde çok sayıda işyerinin bulunduğu ünlü bir alış veriş merkezidir.

Ayrıca, Mandalay, ülkedeki tapınaklarda kullanılmak üzere imal edilen altınların yapıldığı birkaç altın yapım atölyesine de sahiptir. Tokmakla saatlerce süren el işçiliği ile hazırlanan altınların kullanıma hazır hale getirilişi ilginç bir seyir izlemektedir.

İnle Gölü

Myanmar’ın en ünlü yerlerinden birisidir. Ülkenin orta kısımlarında yer alır ve en çok ziyaret edilen yerlerdendir. Göl, denizden 900 metre yükseklikte ve 22 kilometre uzunluğundadır. İçinde, onlarca ada ve bu adalarda yaşayan 150 bine yakın insan vardır. Çok sayıda köy barındıran göldeki, ahşap evler, domates bahçeleri, balık avcıları, pazaryerleri ve sandal panayırları,  gelen ziyaretçilerin ilgi odağı durumundadır.

İsmet İNCE