Kolombiya


( Bu yazı, Cumhuriyet Gazetesi Gezi Dergisi’nin 21 Kasım 2007 tarih ve 109. sayısında yayınlanmıştır. )

Bolivar Meydanı - Bogota - KolombiyaKolombiya ve Venezuella’yı kapsayan bir aylık gezimin hazırlıklarını yaptığım son günlerde, restoranımda tanıştığım iki Alman misafirden birisi, Kolombiya’ya gideceğimi öğrenince, “  biliyor musun, bir Alman dostumuz, Kolombiya’da kaybolan Almanlarla araştırma yapmak üzere, iki yıldır orada çalışıyor. Oraya, diğerleri de gezmeye gitmişti “ diye başlamıştı sözlerine…Misafirleri dikkatle dinledim. Fakat ben,  kararımı vermiştim : “ Kolombiya’ya ölmeye değil, gezmeye gidecektim! “

Venezuella’nın sınıra yakın kenti San Cristobal’dan dört Kolombiyalı ile bindiğimiz 1982 model taksiden, bir saate yakın yolculuk sonunda indiğim yerin, Kolombiya’nın Cucuta kenti olduğunu öğrendim. Şaka değil, Kolombiya’daydım.

Fakat, Venezuella’dan çıkış, Kolombiya’ya giriş mühürü vurulmamıştı pasaportuma. Kısa bir şaşkınlıktan sonra, aynı taksiyle Kolombiya’dan çıkıp, tekrar Venezuella’ya döndüm. Venezuella’nın sınır kasabası San Antonio ile Kolombiya’nın Cucuta kenti içi içe geçmiş durumda. Bu iç içelikte gümrük binalarını bulmak  kolay olmadı. Şoförle birlikte dolaştığımız sokak aralarındaki bir ofisten aldığımız çıkış belgesi ve yandaki caddede hizmet veren başka bir ofisten pasaportuma vurulan giriş mühürü ile Cucuta kentine geri döndük.

Bir Sokak - Cartahena - KolombiyaArdından aynı gün başlayan, 18 saatlik Cucuta – Barranquilla yolculuğum ertesi günü öğle saatlerinde son buldu. Barranquilla Terminali, şehir merkezine 3 km. mesafedeydi. Merkeze giden bir araba beklerken, otel sorduğum bir Kolombiyalı’nın “ buralar çok tehlikelidir, yalnız nasıl gezeceksin, gel bizde kal “ demesi üzerine, çok gönüllü olmasam da, iki gün evlerinde misafir oldum. Bazı bölgelerini hiç dolaşmadığımız, büyük bir sahil kenti olan Barranquilla’da kaldığım sürede yanımdan ayrılmayan ve son derece sıcak ilgilerine tanık olduğum bu aile ile başlayan dostluğumuz hala devam etmekte.

Otobüs terminaline kadar gelip, beni uğurlayan aile fertleri ayrıldıktan sonra, Cartahena kenti, gezimin önemli bir durağını oluşturdu. Cartahena; tarihi, turistik bir kent. Özellikle, etrafı “ Las Murallas “ denilen geniş ve yüksek duvarlarla çevrili “ Eski Cartahena “ , kentin en önemli ziyaret bölgesi durumunda. “ Puerto de Reloj “ diye anılan geniş kapıdan girilen bu bölgedeki taşla kaplı dar sokaklar, ahşap balkonlu rengarenk evler ve her birinde farklı Kolombiya meyvelerinin satıldığı seyyar satıcılar, buraya keyfine doyulmaz bir güzellik ve canlılık katıyor. Cartahena’daki müze ve yönetim binalarının önemli bir kısmını da barındıran bu bölgedeki “ Plaza de Los Coches “de, akşamları yerel kıyafetler içindeki  sanatçılarca sunulan hareketli Kolombiya dans ve müzik gösterisi, izleyenlere eğlenceli dakikalar yaşatıyor.

“ Eski Cartahena “ nın hemen karşı tarafında bulunan “ San Felipe de Los Coches Meydanı ve Faytonlar - Cartahena - KolombiyaBarajos “ kalesi , kenti tepeden seyretmek için ideal bir yer. Kalenin içindeki, eni 1 m., yüksekliği  2 m.ye yakın olan ve muhtelif amaçlarla kullanılan tüneller ilgi çekici.

Bunun dışında, 16. Yüzyıl sonuna kadar, dinsel bir kuruluşun çalışma yeri ve mahkemesi olarak kullanılıp, sonradan “ Tarih Müzesi “ ne dönüştürülen heybetli yapı ve çok sayıdaki manastır Cartahena’nın önemli ziyaret noktalarını oluşturuyor.

Medellin kentinden gidilen Santa Fe, küçük bir yerleşim yeri. Geleneksel mimarisini bozmadan bugüne kadar getirebilen bu  sakin kasaba, birkaç yıl önce, çekim için buraya gelmiş bir Türk TV kanalı sayesinde, Türkiye’nin iyi tanındığı bir yer.

Bir Cadde - Popayan - KolombiyaÜlkenin sıcağına rağmen, serin havasıyla insanı dinlendiren Manizales ve hemen giriş kısmında “ Estambul “ isimli bir oteline bile tanık olduğum Pereira’dan sonraki durağım, kahve tarlalarıyla ünlü Armenia oldu.

Armenia, Kolombiya’daki kahve üretiminin önemli bir kısmını ihtiva eden bir kent. Kentin bazı noktalarında,  kahvenin önemine vurgu yapmak üzere oluşturulmuş bazı  parklar ve yapılar, kahve üretimiyle kentin ilişkisini hemen ortaya seriyor. Armenia’nın civarı bütünüyle kahve tarlalarıyla kaplı. Kentin 30 km. mesafesinde bulunan “ Parque Nacional del Cafe “ kahve üretiminin safhalarını göstermek üzere düzenlenmiş, geniş yeşil bir bölge. Armenia’nın önemli bir ziyaret bölgesini oluşturan bu kahve parkı,  haftanın belli günleri ziyaret edilebiliyor. 

Armenia, ilk defa 1923 yılında kahve ile tanışmış ve ilk kahve, “ Destapao “ ismiyle halka sunulmuş. Destapao’nun, tüm zamanların en iyi kahvesi olduğu söyleniyor. Bugün Armenia toprağının % 75-80’i kahve çiftlikleriyle kaplı.

Yine, içinde pek çok bitki ve kuş türünü barındıran “ Botanik Bahçesi “, Muhtelif Heykeller - San Agustin -  Kolombiyayolu Armenia’ya düşenlerin uğrayabileceği bir yer.

Armenia’dan sonra rotam, ülkenin güneyindeki Popayan ve San Agustin oldu.

Popayan, tüm binaları kolonyal tarzda yapılmış, genelde iki katlı yapıların hakim olduğu bir kent. Son derece temiz ve araç gürültüsünden uzak, her tarafı yürüyerek gezilebilen sade bir kent. Telefon hizmetinin, merkezdeki Caldas Parkı civarında dolaşan kişilerin cep telefonlarıyla sunulduğu Popayan, Kolombiya seyahatinde yorulanların bir dinlenme yeri gibi.

Dağların arasından ve taşlı topraklı yollardan, ara sıra da asker kontrolünden geçilerek gidilen San Agustin ise, küçük ve sakin bir yerleşim yeri. Bölgedeki gizemli bir uygarlığın kalıntılarını taşıması nedeniyle, ülkenin arkeolojik başkenti sayılıyor.  Dağlar arasına serpilmiş “ Parque Arquelogico Nacional “ olarak söylenen bölge, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor ve buradaki  tarihi kalıntıları gezmek için, günlük tura katılmak gerekiyor. San Agustin bu yönüyle, ülkenin başka bölgelerinde göze çarpmayan turistlerin uğradığı yerlerin başında geliyor.

Bir Cadde - Santa fe - KolombiyaKolombiya’daki son durağım, başkent Bogota olmuştu. Çoğu kısımlarında tek başına dolaşmanın tehlike arz ettiği Bogota’nın en önemli gezi bölgesi La Candelaria’da  İsrailli biri tarafından işletilen Centro Plaza Hotel’i başkentteki konaklama merkezim oldu. Otel, belki de, Kolombiya’da kaldığım yerlerin en iyisiydi. Otelin civarı tamamen tarihi binalarla kaplı.

Bölgenin merkezine “ Bolivar Meydanı “ kurulmuş. Dört bir tarafı Adalet Sarayı, Katedral, Kongre ve Belediye Binalarıyla çevrili. Meydana açılan cadde ve sokaklarda çok sayıda müze var. Haftanın belli günlerinde, caddelerin bir kısmı kapatılıp, bisiklet kullananlara tahsis ediliyor.

Bolivar Meydanı, günün tüm saatlerinde kalabalık. Özellikle güvercinler ve onlara yem atan çocuklar, meydanın ana temasını oluşturuyor.

Pek çok gezi noktasına sahip Bogota’daki “ Altın Müzesi” ülke altın Kolombiyalı Bir Aile - Barranquilla - Kolombiyatarihinin renkli bir sunumunun yapıldığı ilginç bir yer.

Kolombiya, 43 milyon nüfuslu bir Güney Amerika ülkesi. Sıcak bir iklime sahip. Nüfusun yarıdan fazlası Mestizo, % 20’ beyaz, % 5’i siyahlardan oluşuyor. Halkın % 80’i Katolik. Dünya kokain üretiminin % 80’i, 145.000 hektarlık bir alanda Kolombiya’da yapılıyor. Bu alanların önemli bir kısmı, ülkedeki gerilla örgütü FARC’ın denetimindeki topraklarda bulunuyor. Ülkede fiyatlar, bize nazaran daha düşük. Yaşam standartları geri olup, işsizlik, soygun ve adam kaçırma yaygın şekilde yaşanıyor. Turistlerin pek fazla rağbet etmediği ülkenin muhtelif bölgelerindeki, çok sık resmi görevli görevli kontrolleri, insanı sıkar durumda. Hava karardıktan sonra, hayatın önemli ölçüde durduğu bu coğrafyada, şehirlerarası yolculuklarda, yol boyunca sık sık nöbet bekleyen askerler, ülkenin durumuna dair ip uçları verebilir. Rahat seyahat etme ve gezme imkanlarının zorluğuna rağmen, ben herhangi bir problemle karşılaşmadım.

Bir Cadde - Armenia - KolombiyaÜlkede petrol, altın ve kahve üretimi ekonominin dinamosu sayılır. Özellikle kahve, önemli bir ihraç kalemidir. Kahve sayesinde döviz elde etmeye çalışan Kolombiya’nın, havaalanından ayrılırken, hediye olarak aldığım birkaç kahve paketinin görevlilerce açılarak, kokain kontrolü yapılması, ülkeden ayrılacağım saatlerde; ülkenin değişik bölgelerindeki kontroller esnasında muhatap olduğum ifadelerin  yeni bir tekrarı ve Kolombiya’dan “ güle güle “ si gibiydi.

Türkiye’ye dönüşümde, seyahat öncesi restoranda tanıştığım Alman ailenin  söyledikleri hala kulaklarımdaydı. Kolombiya’daki görevli arkadaşlarına yeni bir iş çıkartmamıştım. Bunu onlara iletemedim. Ama, ben haklı çıkmıştım. Zira, Kolombiya’ya “ ölmeye değil, gezmeye gitmiş “ ve dönmüştüm. Evet, ben haklı çıktım. Herkese tavsiye olunur!

İSMET İNCE
 

Bogota, Bolivar MeydanıCiddi güvenlik sorunları nedeniyle turistlerin pek gitmediği Kolombiya, gezilmesi güç ülkelerden birisidir.Hatta,sahil kenarındaki büyük ve modern bir kentte, can güvenliği nedeniyle Kolombiyalı bir ailenin beni evlerinde misafir dahi ettikleri düşünülürse, ülkedeki yaşamın zorluğu  daha kolay anlaşılabilir.

Cartagena, Faytonlar Meydanı