Cts 22 Mar 2008
( Bu yazı, Cumhuriyet Gazetesi Gezi Dergisi’nin 19 Mart 2008 tarih ve 126 nolu sayısında yayımlanmıştır. )
Vietnam’ın Ho Chi Minh Kenti’nden bindiğim küçük bir dolmuşla Kamboçya sınırına geldiğimde de yaşamıştım aynı hüznü! Vizeyi Hanoi’den aldığım için zor olmadı sınırdan geçişim. Sınırın Kamboçya tarafında bekleyen başka bir arabayla girdim başkent Pnom Penh’e. Akşam saatleriydi ve hemen en yakın otele yerleşerek başladı Kamboçya’lı günlerim. Başkent Pnom Penh, 2 milyon nüfuslu geri bir kent. İsmini, bir tepeye tapınak
yaptıran Penh isimli kadından almış.
Şehrin en önemli ziyaret noktası, 1975-79 yılları arasında yönetimde bulunan Pol Pot’un “ Ölüm Tarlaları “ olarak bilinen, merkezden 20 kilometre mesafedeki Choeung Ek bölgesindeki geniş alana kurulu müzedir. Nehir kenarındaki bu açık hava müzesinin girişinde 1988 yılında yapılan ve içinde 8 bin kafatası bulunan ilginç mimarili bir bina karşılıyor gelenleri. 1975-79 yılları arası Pol Pot idaresindeki Kızıl Kmerlerin, bu alanda 40 bin civarında insanı öldürdükleri söyleniyor. Pol Pot yönetiminin sona ermesinden sonra açılan çukurların sayısı 100’den fazla. Bazı çukurların üzerinde, o çukura gömülenlerin sayılarıyla ilgili tabelalar mevcut. Ölüm Tarlalarını dolaşmak birkaç saat zaman alıyor. Pnom Penh’in merkez sokaklarından , yine Pol Pot döneminde cezaevi olarak
kullanılan, etrafı yüksek duvarlarla çevrili, halk arasında Toul Sleng olarak bilinen “ Soykırım Müzesi “ bulunur. Geniş bir alan üzerine kurulu bu cezaevi, önceleri okul iken, Kızıl Kmerlerce kapatılarak, 1975’de cezaevine dönüştürülmüş. Pol Pot yönetimine karşı olanların tutsak edildiği bu cezaevinde, Kamboçyalılarla beraber başka ülke vatandaşları da hapsedilmiş. Birkaç katlı dört ayrı binadan oluşan cezaevinde her yaştan insan, bir kısmı ölümle sonuçlanan pek çok sorgu yöntemlerinden geçirilmiş. Her tür baskı ve şiddetin kullanıldığı cezaevinden götürülen 20 bin civarında kişinin Ölüm Tarlalarında açılan çukurlara gömüldüğü anlatılıyor. İçinde çok sayıda hücrenin bulunduğu cezaevinin bazı odalarında işkence ile öldürülenlerin resimleri, duvarlarda asılı. Cezaevi, Pol Pot döneminin sona ermesi üzerine, 1980’de müze haline dönüştürülmüş. Pnom Penh’in Mekong Nehri’ne yakın bir büyük bulvarı üzerinde, bağımsızlık sembolü olan Zafer Anıtı, biraz ileride
Kraliyet Sarayı ve Gümüş Tapınak yer alıyor. Kraliyet Sarayı’nın bahçe duvarlarındaki süslemeler ve binadaki işlemeler ilgi çekici. Gümüş Tapınak’ta bulunan 90 kilogram ağırlığındaki Buda Heykeli’nin yüzü altınla kaplı. Çatıya 5 binden fazla gümüş kiremit döşenmiş. Bulvarın köşe başında Ulusal Müze bulunur. Müzede, Kmer tarihine ait çok sayıda eser sergilenmekte. Tayland sınırına yakın Siem Reap, dünyaca ünlü Angkor Tapınakları’na ev sahipliği yapar. 9. Yüzyıl’dan itibaren Uzakdoğu’da 600 yıl boyunca hükümranlık kuran Kmer Krallığı döneminde yapılan Angkor Tapınakları, Unesco’nun Dünya Mirası listesinde yer alıyor. İki günde ancak gezilebilen tapınakların en ünlüleri; Angkor Vat, Angkor Thom, Bayon, Ta Phrom, Bakong ve Banteay Srei’dir. Tapınaklardan, özellikle Ta Phrom ve Ta Som bölgesindekileri, ağaç kökleriyle sarılı olmaları nedeniyle çok ilgi çekiyor.
Kamboçya, 13,5 milyon nüfuslu, halkının % 90’ı Kmer, geri kalanları muhtelif
etnik gruplardan oluşan bir ülke. Halkın % 90’ı Budist. Budizm, Kamboçya’da 1000 yıldan fazla var olan bir öğreti. Ülkenin her yanında bunun etkisini görmek mümkün. Ülkede 3300’den fazla Budist tapınağı olduğu söyleniyor.
Kamboçya’dan Tayland’a geçmek üzere bindiğim dolmuşla 180 kilometrelik yolu 9 saatte tamamlayabildik. Şoföre, yolculuk esnasında, defalarca “ yolun neden uzadığını “ sormuş, her defasında; “ merak etmeyin! “ cevabını almıştım. Sınıra vardığımızda ; iyice meraklanmıştım ve son kez sordum : “ Yol niye uzadı ? “ Şoför, bu defa hüzünlü bakışlarla cevabını verdi : “ Bu bölgede hala Pol Pot’un adamları olduğu söyleniyor. Güvenlik nedeniyle dolambaçlı yollardan geldik! “ Tayland tarafına geçmek için hızlı adımlarla yürüyordum. Ama, aklım hala oradaydı : Yani, “ Ölüm Tarlaları’nda, Soykırım Müzesi’nde, sayısı 2 milyonu bulan, toprağa gömülü Kamboçyalılar’da ! “
İSMET İNCE

