Tegucigalpa, Camayaguela’da bir bölgeOrta Amerika’nın yoksul ama bir o kadar da problemli ülke başkenti Tegucigalpa, sıçrama yapacağı zamanı bekliyor. Ama, görünür vadede umut da yok gibi.

Honduras vizesini, Nikaragua’nın sınır kenti Chinandega’daki küçük bir ofiste faaliyet gösteren Honduras Konsolosluğu’ndan aldım. Adı konsolosluk ama, genç bir Nikaragualı kızdan başka çalışan kimseyi görmedim. Sadece 4 fotoğraf gerekti vize için. İşlemler kısa sürdü ve kızın imzaladığı pasaportumla, 1 ay vize almış oldum. Vizeyi buradan aldım ama, Honduras’a girişim Nikaragua’nın Esteli Kenti yönünden oldu. Kapıdaki görevli, ” vizeyi neden Türkiye’den almadığımı ” sordu. ” Türkiye’de Honduras Elçiliği yok ” cevabını verince, elindeki listeye baktı ve kafa sallayarak, pasaportuma giriş mühürünü vurdu. Listeyi incelerken, pek bir şey anladığını da sanmıyorum. Fakat, sınır görevlisi ya! Ne de olsa Orta Amerika burası!

Honduras sınırından girince, “Tegucigalpa” diye bağıran birinin yanına Cafe Paradiso - Tegucigalpa - Hondurasvardım. Otobüs Tegucigalpa’ya gidiyormuş. Benim rotam da o tarafa olduğundan, hemen otobüse yerleştim. Otobüs çok eski. İçinde az sayıda insan var. Beni görenler, tatlı tebessümleriyle ” hoş geldin “der  gibiydiler. Tegucigalpa’ya varışımız yaklaşık 2 saati buldu. Terminalden bir arabayla, merkezdeki Granada 1 Oteli’ne giderek, günlüğü 100 Lempiras’a bir odaya yerleştim. 1 $ = 15 Lempiras olduğuna göre, bakım ve temizliği açısından otel ucuz geldi. Hemen çantamı bırakıp, dışarı çıktım.

Otel, merkeze yakın bir yerde. Kentin en ünlü meydanı Morazan Meydanı. Tegucigalpalılar, bu meydana Parque Central da diyorlar. Meydan, tam bir insan curcunası. Her yaştan ve her tür işi yapanlar yerleşmiş meydana. Meydanın bir tarafında Katedral ve Belediye Binası yükseliyor. Ortada, at üzerinde Morazan’ın heykeli bulunuyor. Biraz ilerde Av. Cervantes’de eski Yüce Divan binası var. Şimdilerde, müze olarak kullanılıyor. İsmi Museo del Hombre. İçinde, Honduras insanının günümüze kadar yaşamında geçirdiği evreler sergileniyor. Karşısında, askeri komutanların fotoğraflarının yer aldığı Museo Historico Militer bulunuyor. Daha ilerdeki, Merced Bölgesi’nde Honduras tarihini anlatan Museo Historico de la Republica önemli bir ziyaret yeri sayılır.

Tegucigalpa, iki bölgeden oluşuyor. Birisi, Morazan Meydanı’nın bulunduğu Tegucigalpa, diğeri bir kaç köprü ile bağlanan Comalagüela Bölgesi. İki bölgeyi Choluteca Irmağı birbirinden ayırıyor.

Comayagüela - Tegucigalpa - HondurasComalagüela, daha yoksul bir bölge. Dolayısıyla, kentin tehlikeli sayılabilecek bir kesimini oluşturuyor. Dik bir yamaca kurulmuş burası. Ara sokaklarında dolaşmak, gündüz saatlerinde bile risk oluşturuyor. Zaten, yollarının düzensizliği yüzünden, sokaklarında rahat yürümek bile zor oluyor. Fazla görülebilecek önemli bir noktası olmayan Comalagüela’nın en ilginç yeri, pek çok el sanatı ürününün, çok ucuz fiyatlarla alınabileceği Mercado San İsidro’dur.

Tegucigalpa, yaklaşık 1 milyon nüfuslu bir kent. Honduraslılar, konuşma dilinde ona, kısaca ” Tegus “diyorlar. Ve, ” Gümüş Tepe ” anlamına geliyor.

Her düzeyde pek çok alış veriş merkezi ve restoranın bulunduğu Tegus’un dinlenilebilecek en nezih işletmesi, hafif  hafif çalan Latin müziği eşliğinde, ünlü Honduras kahvesinin yudumlandığı Cafe Paradiso’dur. Duvarlarındaki resimlerden anlaşıldığı kadarıyla, Tegus’un entellektüel kesimlerinin de uğrak yeri olduğu fark ediliyor.

Tamamen siyah renkli insanlardan oluşan Tegus, daha önce gördüğüm Orta Amerika ülkelerine nazaran, daha modern bir izlenim verdi bana. Ama, önünde daha yürüyeceği çok yol  var gibi!

İSMET İNCE