Coatepeque Gölü, El SalvadorSancılı dönemler geçirmiş kent, hala mahzun ve sorunlarla boğuşuyor.

Honduras’ın başkenti Tegucigalpa’daki El Salvador Elçiliği’nden, iki gün uğraştıktan sonra vizemi alabildim. Aslında, gitmeden Türkiye’deki araştırmalarımdan, El Salvador’un Türklere vize uygulamadığını öğrenmiştim. Bu yüzden, vize almadan gittim. Zaten, vize alabileceğim her hangi bir diplomatik misyonu da yoktu Türkiye’de. Tegucigalpa’da tesadüfen görmüştüm El Salvador Elçiliği’ni. Türkiye’de öğrendiğim bu bilgiyi bir kez de, elçilikten teyit ettirmek istedim. İçeri girdiğimde, Türklere vize uygulandığını öğrendim. Konuştuğum konsolos bayan, benim ısrarla ” Türklere vize gerekmiyor ” demem üzerine, getirdiği üç sayfalık bir yazıyı, biraz da kızgın bir şekilde bana uzattı. Vize uygulanacak ülkeler listesinde ve son sıralardan birinde Türkiye adı yazılıydı. Yoksul bir Orta Amerika ülkesi olan El Salvador’un bizlere vize uygulaması, beni şaşırtmıştı. Fakat, yapacak bir şey yoktu ve iki gün istenilen evrakları hazırlamakla gün geçirdim. Sonuçta vize aldım. Hatta, benim çabamı gören elçilik görevlileri 90 gün vize vermişlerdi. İşlemlerin tamamlanması ve vize almam, iki günlük çaba ve yorgunluğumu geride bırakmıştı.

Suchitlan gölü - Suçitoto - El SalvadorHonduras’ın sınır kenti Nacaome’den bindiğim eski bir otobüsle El Salvador sınır kapısına gelip, giriş için pasaportumu uzatmıştım ki, gene güvenlik görevlisi bir bayanın, ” El Salvador’da 90 gün ne yapacaksın? ” sorusu ile karşılaştım. ” Elçilik bu kadar verdi. ” dedim. Fakat, kadın suratını ekşiterek, ” bu kadar fazla ” dedi ve elçiliğin verdiği 90 günlük vizenin rakam kısmını daire içine alıp, iptal ederek, 30 gün yazdı. Önem vermemiştim. Fakat, bir güvenlik görevlisinin, elçiliğin verdiği vize üzerinde değişiklik yaparak, süre azaltmasına şaşırmıştım. Aslında, 30 gün bile fazlaydı, ama elçilikten 90 gün vermişlerdi. Pasaportumu alıp, sınırdan içeri girince, hemen ilerde bekleyen bir otobüse binip, önce Santa Rosa, San Miguel, sonra da başkent San Salvador’a geçtim. Başkente varışım öğleden sonra saat 15.00′ i bulmuştu. Terminal, şehirden biraz uzaktaydı. Fakat, hava iyi olduğundan, şehir merkezine kadar yürüdüm ve 10 A Av. Sur 109 nolu binada faaliyet gösteren ” Hotel İnternacional Custodio ” ya yerleştim. Otel, şehir merkezinde ve ana caddenin kenarında birkaç katlı binada faaliyet gösteriyordu. Sahibi, orta yaşlı, kültürlü ve kibar bir adamdı. Kentle ilgili bazı bilgileri alıp, dışarı çıktım. Otelin hemen karşısında, her tür hediyelik eşya, gıda ve tekstil ürünlerinin satıldığı Mercado Ex-Cuartel yer alıyor. Kentin en ünlü  caddesi Calle Delgado’nun solunda Teatro Nacional bulunuyor. Tiyatro binası 1917′de yapılmış. Yan tarafta Katedral, Katedralin öbür yanında ünlü Barrios Meydanı yerleşmiş. Meydanın karşısında Palacio Nacional yükseliyor. Bina, 1986 depremine kadar, hükümet toplantılarına ev sahipliği yapmış. Biraz ilerde şehrin en büyük pazarı, Mercado Central kurulu. Mercado, önemli bir alış veriş merkezi durumunda.

San Salvador, henüz belirli bir gelişme düzeyini yakalayabilmiş bir kent Santa Ana Volkanı - Suçitoto - El Salvadordeğil. Özellikle akşamları, havanın kararmasıyla birlikte derin bir sessziliğe bürünüyor ve ara sokaklarında tek başına dolaşmanın ciddi zorlukları var. Soygun, adam kaçırma, hırsızlığın yaygın şekilde yaşandığı kentin, ara sıra yaşanan cinayetlerle de başı dertte.

500.000 civarında nüfusa sahip başkent San Salvador, 1525 yılında İspanyol fetihçi Pedro de Alvarado tarafından kurulmuş ve 1839′dan beri ülkenin başkentliğini yapıyor.

İSMET İNCE