(Bu yazının bir kısmı Hürriyet Gazetesi Seyahat Eki’nin 11 Mart 2013 tarihli sayısında yayımlanmıştır.)

 

                                 SAN JUAN’DA TARİHE YOLCULUK…

New York’tan kalkan uçağım öğle saatlerinde inişe geçtiğinde, Karayipler’in saklı hazinesi, eğlencenin adası Porto Riko’nun silueti görünmüştü. San Juan’ın kendi gibi küçük ama şık havaalanına ayak bastığımda sıcak bir hava karşıladı beni.  New York’un geride kalmış soğuğunu telafi etmek ister gibiydi Karayipler’in sıcağı… Bu iyi de olmuştu aslında! Deniz, kum, tarih, eğlence biraz da bunu isterdi zaten!

San Juan Havaalanı’ndan şehre ulaşım gayet kolay ve ucuz. Taksilerin yanında şehir içi çalışan gayet temiz ve düzenli otobüsler de vardı ve bunlardan biriyle adanın öteki ucundaki tarihi San Juan Bölgesi’ne geçtim. Dört gün bu bölgede bir pansiyonda kaldım.

Porto Riko, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında yer alan küçük bir Karayip Adası’dır. Florida’dan Venuzüella’ya kadar uzanan Antiller olarak bilinen adalar kümesinin en küçüğü olup, Dominik Cumhuriyeti ile ABD Virgin Adaları arasında yer alır. Miami’ye1000 Milmesafede, 4 milyon nüfusa sahip 9.104 km2’lik bir ülkedir.

Porto Riko tarihi, Kristof Kolomb’un adaya ayak bastığı 1493 yılına kadar uzanır. Resmi olarak 1521’de İspanyol Valisi Ponce De Leon tarafından kuruldu. Uzun yıllar İspanyol sömürgesi olarak kalan Porto Riko’ya 1809’da eyalet statüsü verildi.  1898’de ABD-İspanyol savaşı sonrası ABD’ye geçti. 1917’de de Porto Rikolular ABD vatandaşı sayıldı. 1951 yılında kendi iç yönetimine kavuşup, 1952’de yarı otonom bölge olarak tarihe geçti. 1952’de de ABD’nin bir parçası olduğu onaylandı. Şimdilerde iç işlerinde serbest, dış işlerinde ABD’ye bağlıdır. Bu yüzden tüm vatandaşları ABD pasaportu taşımaktadır. Yakında yapılan referandumda az bir farkla ABD’nin parçası olma kararı çıktı. Ancak son kararı ABD verecek. Porto Riko ismi, “ Zengin liman” anlamına geliyor. Resmi dili İspanyolca olmasına karşın, halkın büyük çoğunluğu İngilizce konuşmaktadır. Başkenti 450 bin civarında nüfusa ev sahipliği yapan San Juan!

San Juan, Porto Riko Adası’nın kuzeyindeki sahil kısmında yer alıyor. Eski ve yeni bölge olarak ikiye ayrılan şehrin yeni bölgesi,  modern binalarla dolu. Kentin plajları genellikle bu bölgede. Eski bölge ise, İspanyol mimarisinin hakim olduğu çok renkli kolonyal yapılarla bezenmiş halde. İki bölgeyi birbirine üç köprü bağlıyor. Yeni bölge San Juan’ın doğu tarafında, eski bölge olarak bilinen tarihi kısım ise batı tarafta yer alıyor.

Ben dört gün boyunca tarihi San Juan olarak bilinen bölgede kaldım. Burası Karayipler’in Dominik Cumhuriyeti başkenti Santo Domingo’dan sonra kurulan en eski ikinci şehri… Yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip. Eski bölgede 16. ve 17. yüzyıllara ait 400 civarında sömürge binası bulunuyor. Bugün bunları hepsi restore edilerek San Juan’ın günlük yaşamında devreye sokulmuş durumdadır. Yapıların hepsi farklı renklerle boyanmış… Büyük çoğunluğu iki katlı… Binalarda ahşap ve demir işlemeler hemen göze çarpıyor. Bazılarının balkonu çiçeklerle süslenmiş. Sokaklar dar olmasına karşın binaların estetiğini bozmuyor. Sokaklar tamamen taşla kaplı. Sadece birkaç kişinin yan yana yürüyebileceği kadar küçüklükteki Arnavut kaldırımları sokakların hepsinde mevcut. Trafik açısından her sokak tek yöne çalışıyor. Park yeri sorunu nedeniyle araçlar sokakların bir kaldırımını işgal etmiş. Ancak bazı özel günlerde sokaklar trafiğe kapanıyormuş.

Tarihi San Juan, yedi kare bloktan oluşmaktadır. Bölgeyi gezmek için araç kiralamaya gerek yok. Gezmek kolay. Ücretsiz Troleybüs de var. Fakat gezmenin en iyi yolu yürümek olduğuna inanırım. Yürümeyi tercih edince Tarihi San Juan’da dört gün boyunca ayak basmadık yer bırakmadım. Her sokağından ayrı bir keyif aldığım bu bölgenin bir kısmı, limana yakın Paseo dela Princesaadı verilen sahildeki yürüyüş alanından başlayan kalın ve yüksek bir duvarla çevrili. Bu yüzden bir dönem “Duvarlı Şehri” olarak adlandırılmış. Duvarın denize bakan kısmında etrafı taşla örülü büyük bir kapı oluşturulmuş. 1700’lü yıllarda inşasına başlanan bu kapıya, “Şehir Kapısı” adı veriliyor. Paseo dela Princesa, sahilde;  ağaçlar, banklar, heykeller, sokak lambalarıyla dolu bir gezinti alanı. Özellikle akşamları ailelerin çocuklarıyla birlikte ışıklar altında eğlendikleri pırıl pırıl bir gezinti yeri. Alanın duvar tarafında gösterişliLa CasitaBinasıgöze çarpar. 1837 yılında yapılan ve bir dönem cezaevi olarak görev yapmış olan bina, şimdilerde Porto Riko Turizm Şirketi’ne ev sahipliği yapıyor. İçinde bir sergi salonu da bulunuyor.La Casitalimana bakar. Liman Karayipler’in en geniş Cruise limanlarından biri… Buradaki portakal renkli bina ABD Gümrük Binası’dır.

Şehir duvarının başladığı Hostos Meydanı’ndan yukarı ve sola doğru yürüyünce Tetuan Sokağı’nın Cristo Sokağı ile kesiştiği köşede Cristo Kilisesi ile karşılaşılır. Kilise, 1753 yılında yapılmış. Yanında küçük Güvercin Parkı, hemen ilerisindeLa Fortalezayükselir. Santa Catalina Sarayı olarak bilinen ve uzun yıllar vali ikametgâhı olan bu binanın yapımına 1533 yılında başlanmış, 1540’da tamamlanmış. Kentin ilk savunma yeri olarak görev yapıp, muhtelif defalar restore edilerek bugünkü halini alan bina, şimdilerde yönetici konağı olarak hizmet görmekte. Cristo Sokağı’nın kuzey kısmında ve solda Felisa Rincon de Gautier Parkı ve Çocuklar Müzesi’ne ulaşılır. Küçük ve renkli bir binada faaliyet gösteren müze, çocuklar için bir sergi salonu gibidir. Arka tarafta ve köşedeki Felisa Rincon de Gautier Müzesi ise, eski yöneticilerden birinin evi olup, şimdi restore edilmektedir. Müzenin önünden devam edilince Clara Lair Sokağı’nın sol tarafında, 1812’de İspanyol askerlerince inşa edilen Casa Rosada, sağında Casa Blanca Müzesi’yle karşılaşılır. İçinde yemyeşil bahçesi bulunan Casa Blanca, 1521 yılında inşa edilmiş beyaz renkli gösterişli bir yapı. Kurucu Juan Ponce de Leon’dan beri uzun yıllar ada yöneticilerinin evi olarak görev yapmış. Müze şimdilerde 16.,17. ve 18. Yüzyıllar aile hayatının özeti olarak faaliyet göstermekte olup, her oda evin tarihinin ilişkisine göre dekore edilmiş.  Casa Blanca’nın önünde Benefiencia Meydanı, meydanın solunda Porto Riko Kültür Enstitüsü, önünde Ballaja Kışlası yer alır. Kışlanın ana binasının inşasına 1854’de başlanmış, 1863 ‘de tamamlanmış, 1881’de de bir kilise ilave edilmiş. Uzun yıllar İspanyol askerleri ve ailelerinin konaklaması için hizmet vermiş olan kışlanın 1000 kişilik bir kapasiteye sahip olduğu söyleniyor. Ballaja Kışlası ilginç bir bina. Ortasında geniş bir avlu var ki, buna küçük bir meydan denilebilir. Avlunun etrafı kemerli, balkonlu, geniş kapıları olan çok sayıda odadan oluşan 3 katlı bir yapı. Kışla, 1898 ABD İspanyol Savaşı sonrası ABD’nin eline geçince, 1943 yılında askeri hastaneye dönüştürülüyor. Binanın 2.katında Las Americas Müzesi açılmış. Müzede, el sanatı ürünlerinden oluşan sergiler mevcut. 1.katta Casals Müzesi, sinema ile rum ve kafe müzesi durumundaki Don Ruiz Cafe dışında bir dans, müzik okulu ve koruma ofisi bulunuyor. Binanın çatısında Mirador Ballaja denilen bir bahçe oluşturulmuş. Binanın önündeki geniş yeşil alandan birkaç dakika yürününce deniz kenarında kurulmuş San Felipe del Morro Kalesi’ne varılır. Burası, San Juan’ı denizden gelecek saldırılardan korumak amacıyla 1540’da yapımına başlanıp 1589’da tamamlanan, içinde tüneller, zindanlar, kışlalar, gizli geçitler, depolar ve surlar olmak üzere altı ayrı bölümden oluşan, 16.Yüzyıl’dan kalma bir büyük kale. Yüksek ve kalın duvarlarla örülü kale surlarının Karayipler’in en büyük suru olduğu iddia ediliyor. Birkaç önemli gözetleme noktasına sahip kalede üç bayrak dalgalanıyor. ABD, Porto Riko ve Cruz de Borgona Bayrakları…3. bayrak o dönemdeki İspanyol askerlerinin bayrağı. Kale, İspanyollarca yapılıp günümüze kadar korunarak getirilmiş önemli bir ziyaret noktasıdır. Kalenin bitişinde çok düzenli bir mezarlık yer alır. Burası Tarihi San Juan’ın kuzey sahilindeki geniş bir alana yayılmış, 19.Yüzyıl’dan beri, ileri gelen Porto Rikoluların yattığı ünlü bir mezarlık… Mezarlıktaki ayrıntılı mezar taşları ile Meryem Ana’ya adanmış dairesel kırmızı kubbeli şapel dikkat çekiyor. Sahil kenarından doğuya Norzagaray Sokağı’ndan yürünürken solda, surların dışında ve deniz kenarında yoksul Perla Mahallesi, ilerde kentin 2. kalesi San Cristobal Kalesi’ne varılır. Kara saldırılarından kenti korumak amacıyla, 1634’de inşasına başlanıp, İspanyollar tarafından 1785’de tamamlanan kalenin derinlemesine savunma özelliği hemen fark ediliyor. İçinde uzun bir tünel, kışla, hendek ve zindan mevcut olup, bağımsız beş bölüm birbirine tünellerle bağlanıyor. 1897 yılında şehrin genişletilmesi sırasında bazı yerleri yıkılan kaleye, 1942’de 2. Dünya Savaşı’nda kullanılmak üzere ABD’lilerce bazı sığınaklar ilave edilmiş.

San Cristobal Kale’sinden aşağı doğru inilince, San Francisco ile Fortaleza Sokağı arasındaki geniş alana Colon Meydanı kurulmuş. Meydanın ortasına etrafı fıskiyelerle çevrili bronzdan büyük bir Kristof Kolomb Heykeli yerleştirilmiş. Heykel, Kolomb’un şehri keşfinin 400. yılı anısına dikilmiş.  Meydanın güney tarafında ve Fortaleza Sokağı üzerinde Tapia Tiyatro’su yer alır. At nalı şeklindeki tiyatro 1824 yılında inşa edilmiş. İçindeki salon 700 kişilik. Bale, konser, tiyatro ve diğer aktivitelere ev sahipliği yapıyor. Adını, Porto Rikolu oyun yazarı ve modern sanatın oluşmasına öncülük eden Alejandro Tapid y Rivera’dan almış. Fortaleza Sokağı’nın Capilla Alley Sokağı’na döndüğü köşede Casa del Libro, 19.Yüzyıl Porto Ricon Familia y Farmacia Müzesi’ne dönüştürülen Casa del Callejon Binası yerleşmiş.

Tarihi San Juan’da birçok meydan bulunur. Bu tarihi bölgenin muhtelif kısımlarında sıkça karşılaşılan meydanlardanLa BarrandillaMeydanı, San Francisco Sokağı üzerindedir. Meydanın civarında Carlos Albizu Üniversitesi, yanı başında Salvador Brau Meydanı, meydanın içinde Brau ve Toribio Anıtı yükselir. San Francisco Sokağı’ndan batı yönünde ve Cruz Sokağı ile kesiştiği alanda Armas Meydanı’yla karşılaşılır. Armas Meydanı, tarihi San Juan’ın ana meydanıdır. Belediye Binası da buradadır. Bina, Madrid’dekinin benzeri olarak 1602’de inşa edilmiş. Meydanın arka sokağı San Jose ile Cristo Sokağı arasındaki heybetli bina San Juan Katedrali’dir. Katedral, Santo Domingo’dakinden (Dominik Cumhuriyeti) sonra bu bölgedeki en eski ikinci katedraldir. Katedral ilk olarak 1521’de yapılmış, bunun yıkılması üzerine 1549’da tekrar inşa edilmiş… Sonraki yıllarda birçok kasırga, yangın ve kundaklamalar yaşamış ve 1917’de bugünkü halini almış. Kentin en görkemli düğünleri burada yapılıyormuş. İçinde Ponce de Leon’un mermerden mezarı bulunuyor.

San Sebastian Sokağı’yla Cristo Sokağı’nın buluştuğu köşede San Jose Meydanı var. Meydan, bölgenin en eski meydanı… San Jose Meydanı, gençler ve yaşlılar için önemli bir buluşma noktasıdır.  En eski yapılar da buradadır. Meydanın ortasında Juan Ponce de Leon’un bronzdan anıtı yer alır.  Öbür tarafta inşasına 1520’de başlanan San Jose Kilisesi görülür. Kilisenin yapımına 1523’de başlanmış olup, 16.Yüzyıl İspanyol Gotik Mimarisi’nin San Juan örneğidir. Ponce de Leon’un mezarı 300 yıl burada kalmış, 1913 yılında Katedrale taşınmış. Porto Rikolu ressam Jose Campeche de burada gömülü.  Kilisenin arkasında 18.Yüzyıl’dan 1960’a kadar Porto Rikoluların önemli bir vitrini durumundaki Galeria Nacional, başka bir yanında Pablo Casals, karşı tarafında da San Juan Müzesi yer almakta… San Juan Müzesi, kentin tarih ve kültürünün kronolojik sergisi durumunda… Galeria Nacional’ın karşısında Centenario Meydanı, meydanın bir köşesinde de Porto Riko’nun Kristof Kolomb tarafından keşfinin 500.ncü yıldönümü anısına, Kolomb’un12 metreyüksekliğinde heykeli dikilmiş.

Tarihi San Juan’ın liman bölgesinde de aralarında sahil boyunca uzayan Darsenas Meydanı’yla birlikte her birinin içinde muhtelif anıtlara ev sahipliği yapan birkaç küçük meydan bulunmaktadır. Darsenas Meydanı civarında Turist Enformasyon Merkezi ile rum üretimini gösteren Casa Don Q Müzesi yer alır.

Tarihi San Juan’ın her sokağı ayrı bir keyif veriyor insana. Rengârenk boyalı kolonyal yapılar, ziyaretçilerini 500 yıllık bir tarih yolculuğuna çıkartıyor. İspanyol mimarisiyle yapılmış binalardan oluşan kolonyal şehrin en güzel örnekleri bulunur sokaklarda. Sokakları gece gündüz kalabalıktır. Özellikle geceleri eğlencenin merkezleridir. Çok sayıda restoran, bar, kafe, muhtelif sanat eserleri, ağaç çalışmaları, altın, gümüş, giysi mağazaları ve benzer işyerleri Tarihi San Juan sokaklarını doldurur. Fortaleza, San Francisco ve Cristo Sokakları bölgenin en ünlü ve en hareketli ticaret alanlarıdır.  Özellikle Fortaleza Sokağı, belli zamanlar trafiğe kapatılıp, masaların dışarıya taşındığı, ailelerin çocuklarıyla doluştuğu, müzisyenlerin müzik yaptığı, Porto Riko mutfak kültürünün tadılabileceği bir sokak.

Tarihi San Juan, çok keyif veren bir bölge. Her sokağında tarihin derin izlerini görmek mümkün. Gündüzün sıcak havası kaybolup, havanın kararmasıyla birlikte eğlence hayatına adım atılıyor. Zaten yılın belli zamanlarında festivallere ev sahipliği yapan sokaklarda, ben de San Sebastian Festivali’ne tanık oldum. 17–21 Ocak tarihleri arasında yapılan festival çok eğlenceliydi. Bölgenin ana meydanlarında yapılan müzik ağırlıklı eğlence gecenin geç saatlerine kadar devam etti. Tüm sokaklar her yaştan Porto Rikoluyla doldu. Kaldırımlara kurulan sergi ve yiyecek tezgâhlarında alış veriş yapan insanlar, bölgenin her tarafını saran müzik sesleriyle eğlencenin zirvesine ulaşıyorlardı. İnancı için hayatını kaybeden birisinin anısıyla başlayan dinsel içerikli San Sebastian Festivali, zaman içinde eğlenceye dönüşmüş. Kentin farklı bölgelerinde otobüslerle taşınan Porto Rikoluların keyifli akşam saatleri beni de tutsak etmişti. Fakat ilerleyen saatler yorgunluğumdan beni pansiyonuma gitmek zorunda bırakırken, Porto Rikolular sabahı beklemeye niyetli görünüyorlardı. Ertesi sabah kalktığımda, sokakların henüz boşalmış olduğuna tanık oldum.

Tarihi San Juan, güney sahilinde Karayipler’in en ünlü ve en kalabalık limanlarından birine de ev sahipliği yapıyor. Liman, büyük gezi gemileri Cruiselerin önemli bir durağı durumunda. Her gün birkaç Cruisenin demir attığı liman, gemilerden inen binlerce turistin Tarihi San Juan’a ziyaretine aracılık ediyor.  Limana demir atan Cruisenin misafirleri, sabahın erken saatlerinden geç vakte kadar Tarihi San Juan’ın sokaklarını dolduruyorlar. Sahilde kurulan el sanatı hediyelik ürünler, gemi yolcularının Porto Riko hatırası için tercih ettikleri tezgâh ürünleridir. Bu yönüyle San Juan Limanı, ülke ekonomisinin en büyük turizm endüstrisini oluşturmaktadır.

Tarihi San Juan Sokakları’nda yürürken, ülke mutfağının en güzel örnekleriyle tanışmak mümkün. Değişik tarz ve süslemeleriyle misafirlerine hizmet vermeye çalışan Tarihi San Juan restoranlarında, pek çok yemek türünün içinde, yağda kızartılarak püre haline getirilmiş yeşil muzun, Hindistan Cevizi ve ananas karıştırılması suretiyle servise hazır hale getirilen Mofongo yemeği, ülke mutfağını tanımak adına isabetli bir seçim sayılacaktır. Pina Collado mutlaka içilmesi gerekli bir Porto Riko geleneksel rum kokteylidir.

Tarihi San Juan, harita ele alınıp bakıldığında sadece bu bölgede bulunan “Coqui” adlı bir kurbağaya benziyor. Bu yüzden, Coqui, buranın maskotu olarak kabul edilmektedir. Bundan esinlenerek yapılan ve adına “ Koh-Kee” denilen müziğin sesleri Tarihi San Juan Sokakları’nda sık sık duyulur. Bu itibarla, Tarihi San Juan Bölgesi, içinde bulunduğunuz her anı kendiyle birlikte yaşamaya mecbur kılıyor insanı. Bunu, en güzel Porto Rikolu mimar tarihçi Arleen Pabon tarif ediyor: “ Biz hiç geçmişe yolculuk yapmıyoruz, binalar bizi oraya götürüyor…” San Juan’ın bu bölgesi, 1983 yılından beri UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’sinde yer alıyor.

Porto Riko, Türklerden vize istiyor. Ülkeye girebilmek için ABD vizesine sahip olmak gerekli. Aksi takdirde giriş mümkün değil. Ülke her zaman sıcak. Bu yüzden, seyahat için en iyi mevsim kış ayları.

“Küçük güzeldir!” Karayipler’in bu saklı hazinesi  “ küçük ama güzel!” Fırsatı olanlar bu hazineyi keşfe hazırlanmalıdır. Aslında “ ben tüm adayı seviyorum, fakat benim favori yerim Tarihi San Juan. Çünkü o, onun hepsine sahip!” (Mirtalis Mendez)

İSMET İNCE