( © Bu yazı, “Ankara’lı Gezginler 1 – Dünya’dan Gezi Yazıları” isimli kitapta yer alan İsmet İNCE’ye ait yazıdan alınmıştır. )

 
“Dat thép thành dông”

Halong KörfeziYirmi yaşım sonrası yıllarda, hakkında pek çok kitabını okuduğum, hayatı, uzun yıllar önce Fransızlara, sonra Amerikalılara karşı savaşarak geçen Vietnamlıların, bu direnişlerinin simgesi olarak söyledikleri ve yukarıda Vietnamca’sı yazılı “Çelik Vatan Tunç Kale” şimdi nasıldı? Bu, gerçekten öyle miydi?…Bunu çok merak ederdim.

Merak bu ya! İki defa götürdü beni!

Laos’un sınıra yakın kenti Nong Haat’ten 24.10.2004 tarihinde bindiğim hurda bir tuk tukla sınıra gelerek başladı ilk Vietnam yolculuğum.

Dağın tepesinde kurulmuş birkaç küçük binadan oluşan sınır kapısında, vizeyi aldığım Ankara’nın Türkiye’nin başkenti olduğunu zor da olsa ispatlamam üzerine, orada bekleyen birkaç kişiyle birlikte kiraladığımız ciple, önce Vinh kentine, oradan da aktarma yaparak sabaha karşı başkent Hanoi’ye vardım.Yolculuğum on iki saati bulmuş, uzun ve yorucu olmuştu.

Hanoi'de Motosikletli HayatVardığımda henüz gün doğmamıştı Hanoi’ye. Ancak, indiğim otobüs terminali kalabalıktı. Etrafıma toplanan bisikletli taşımacılardan birisiyle bir dolara anlaşarak, Hoan Kiem Bölgesi’ne gidip, 5A Tam Tuong Sokağı’ndaki Thu Giang Guest House’ye günlüğü beş dolara yerleştim.

Dinlenmeye zaman bile ayırmadan, günün ağarmasıyla başlayan Vietnamlı günlerim Hoan Kiem Bölgesi’ni dolaşmakla başladı.

Hoan Kiem, Hanoi’nin eski bir bölgesi. Turistlerin de yoğun ilgi gösterdiği bir gezinti yeri. Bölgedeki tüm sokaklar birbirine çok benzer. Yolları hep asfaltla kaplıdır. Binalar, bütünüyle bitişik nizamla sıralanmıştır. Genellikle 3-4 katlı olup, ön cephelerinin genişliği 3-5 m. arasında değişir. Alt katları dükkan, üst katlar ya ev ya da oteldir. Her biri değişik renkle boyalıdır ve yerel mimarinin özelliklerini yansıtır.

Hoan Kiem’deki her sokakta farklı bir iş türü faaliyette bulunur. Yani; ayakkabıcılar, tekstil ürünleri, marangozlar, demirciler, gıda işiyle uğraşanlar, çiçekçiler, hediyelik eşya satanlar, hepsi bir düzen içinde ayrı ayrı sokaklara yerleşmişlerdir. Çoğu da işlerinin bir kısmını kaldırıma taşıyarak orada yürütmeye çalışıyor. Hatta bir restoran gibi çalışarak yeme içme faaliyetleri bile orada icra ediliyor.

Sokak Berberi - Hanoi - VietnamHer sokak, binalar yüksekliğinde ağaçlarla doludur Hoan Kiem’de. Bu nedenle, gezerken güneşin etkisi bile fazla hissedilmiyor. Ara sıra taksi ve kamyonetler görünmesine karşın, motosikletler sokakların tamamlayıcı görüntüsünü oluşturuyor. Motosikletler, özel bir ulaşım aracı olmanın yanında, yük ve yolcu taşıma amaçlı da kullanılabiliyor.

Hoan Kiem Bölgesi’nin ortasında, Hanoi’deki pek çok gölden birisi olan aynı isimdeki Hoan Kiem Gölü yer alıyor. Etrafı geniş caddeler ve işyerleriyle çevrili gölün ortasında Ngoc San Tapınağı bulunuyor. Bordo renkle boyalı bir küçük yürüyüş köprüsüyle caddeye bağlanan tapınak, gün boyunca ziyaretçi akınına uğruyor.

Hoan Kiem Gölü’nün yanından geçen Dinh Tien Hoang Caddesi 57 numaralı binada, Vietnam’ın ünlü Su Kukla Tiyatrosu faaliyette bulunuyor. Günde birkaç defa oynanan ve girişi 20.000 Dong olan bu ünlü tiyatro, bir saate yakın sürüyor. Gösteri, önce yerel giysili birkaç kişinin sunduğu geleneksel Vietnam müziği ile başlayıp, nehre benzetilen suyla doldurulmuş bir havuzdaki yerli aileler ve muhtelif su hayvanlarının yaşamlarını anlatan kuklalarla devam ediyor.

Vietnam Su Kukla TiyatrosuUluslararası üne sahip Vietnam Su Kukla Tiyatrosu, yolu Hanoi’ye düşenlerin mutlaka izlemesi gereken bir geleneksel yaşam gösterisidir.

Tam bir nostalji bölgesi Hoan Kiem. Hatta, Hanoi’deki yaşamın özeti sayılabilir.

Hanoi,Hoan Kiem dışında, tarihi turistik bir ziyaret noktası olarak ülkenin kurucusu Ho Chi Minh’nin Mozele ve Müzesi’ne de ev sahipliği yapar.

Hanoi-Ho Chi Minh MozolesiHo Chi Minh’in Mezarı, 1973-75 yılları arasında yapılmış. Mimarisi tarz olarak Lenin ve Mao’nun Mozoleleri’ne çok benzer. Mozolenin giriş kapısının önünde beyaz giysili askerler nöbet tutuyor. Her akşam saat 21.00′de mozole önündeki geniş alanda, hoparlörden başlayan marşlar eşliğindeki nöbet ve bayrak değiştirme töreni, yoğun insan kalabalığının izlediği önemli bir seremonidir.

Mozolenin yan tarafında Ho Chi Minh Müzesi yer alır. Girişte çantaların alındığı müzede fotoğraf çekmek yasak. Müzenin yapımına 1985 yılında başlanmış, 1990 yılında tamamlanmış.

Müzede beş bölümden oluşan bir düzenleme söz konusu. 1.bölümde Ho’nun hayatı ve Vietnam Devrimi anlatılıyor. 2.bölümde resmi dokümanlar, filmler, sanatsal çalışmalar, 3.bölümde Ho’nun diğer devlet adamlarıyla ilişkileri ve muhtelif aktiviteleri, 4.bölümde Ho’nun okuduğu kitaplar sunuluyor. Buradaki kitapların takribi 15.000 civarında olduğu söyleniyor. 5.bölümde ise, 400 kişilik bir toplantı salonu mevcut.

Ho Chi Minh Mozolesi’nin diğer yanında sarı renkli ve birkaç katlı bir bina yer alır. Burası Ho’nun hem yaşadığı, hem çalıştığı, hem de Devlet Başkanı sıfatıyla konuklarını misafir ettiği yerdir.

Yine mozolenin arka tarafındaki geniş ağaçlıklı alanda Ho’nun kütüphanesi ve merdivenle çıkılan, askıda gibi duran bir Budist tapınağı bulunur.

Halong Körfezi ve KöyBunların dışında çok sayıda park ve gölün bulunduğu Hanoi’nin, iki saat mesafesinde Vietnam’a giden her turistin mutlaka ziyaret ettiği Halong Körfezi, Vietnam’ın en enteresan bölgelerinden birini oluşturur. Hanoi’nin 180 km. uzağındaki körfez, her biri suya dağılmış durumda 3000 civarında kayayı barındırıyor. Kayaların bazılarının iç kısmı ve tepesinde tapınaklar yer alır. Kayalıkların arasında ve suyun üzerinde balıkçı köyleri kurulmuş. Köyler ahşaptan ve tek katlı olarak yapılmış. Evlerde yaşayanlar,denizden avladıkları deniz ürünlerini satarak hayat sürüyorlar.

Aynı körfezde sayıları 366′ı bulan bir takımadalar grubu daha bulunur ki, bunlardan birkaçında konaklama imkanı vardır. Ben, bu adaların en büyüğü olan Cat Pa Adası’nda kaldım.

Halong Körfezi, suyu ve barındırdığı adalarla birlikte 1500 km2′lik bir alanı kapsıyor ve UNESCO’nun Dünya Kültür Varlıkları Listesi’nde yer alıyor.

Vietnam’da şehirlerarası yolculuk genelde otobüslerle yapılıyor. Otobüsler, çok iyi olmamakla beraber, en kolay taşıma araçları durumunda. Fiyatları çok uygun. Otobüslerle başka kentlere gidileceği zaman, en iyi seçenek kombine bilet almaktır. Vietnam, dar ve uzun bir yerleşime sahip olduğu için, yerleşim yerleri genellikle bir hat üzerine kurulmuş. Bu itibarla, Hanoi-Ho Chi Minh Kenti’ne kadar bilet alınırsa, aradaki kentler, biletin önceden okeyletilmesi kaydıyla görülebilir. Bu iki hat arasındaki kombine otobüs bileti 18 $ ediyor. Bu, Vietnam’da iyi işleyen bir hizmet olup, tüm konaklama tesislerinde sunulmaktadır.

Ben de, bu hat üzerine bir kombine bilet alarak, Hanoi’den sonra sırayla Hue, Hoi An, Na Trang’ı gezerek Ho Chi Minh Kenti’ne kadar gittim.

Hue-PazaryeriHue, Hanoi’ye on iki saat mesafede bulunan ve 1800-1945 yılları arasında krallık döneminde Vietnam’ın başkentliğini yapmış bir kent. Kralın mezarı da burada bulunuyor.

Ortasından Huang Nehri geçen kentin en önemli gezi yeri, Mor Kayıp Şehir denilen kale bölgesidir.

Kale, geniş bir alana kurulmuş. Yüksekliği 10 m., uzunluğu 2,5 km. Yapımına 1800 yılında başlanmış, 30 yılda tamamlanmış.

Kaleye giriş 55.000 Dong. (1$=15.750 Dong) Kalenin içinde çok sayıda tapınak, kralın sarayı, kütüphanesi, misafir kabul salonu, küçük bir gösteri salonu ve pek çok hizmet binası bulunuyor. İçerdeki yapılarda kullanılan mimari tarzın estetiği, çatı düzeni ve muhtelif renkteki süslemeler göz doldurucu.

Kalenin girişteki üst kısmında büyükçe bir Vietnam bayrağı dalgalanıyor.

Hue, krala ait sarayın içindeki mimarlık hazinesi, sarayları, mezarları, tapınakları ve Huang Nehri’nin iki yanındaki şaşırtıcı doğal kır manzarası ile başlı başına bir kültür hazinesi olup, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilmiştir.

Kaldırım Restoranı - Hanoi - VietnamHue’den beş saatlik bir yolculuk sonunda Hoi An’a varılıyor. Hoi An, küçük bir kasaba. Bu yüzden, yürüyerek tüm kasabayı gezmek mümkün.

Batılı tüccarların ilk bilinen şehriymiş Hoi An.Uzakdoğu’dan gemilerle,  tüccarların, Japon, Çin, İtalyan, Portekiz ve Almanların geldiği, 16.ve 17. Yüzyıl arasında Güneydoğu Asya’nın önemli bir ticaret merkeziymiş. Çin teknikleriyle oyulmuş, verniklenerek yatay ve dikey olarak dekoratif bir şekilde kullanılan ahşaplarla yapılmış pek çok ev var Hoi An’da. Bu evlerin oluşturduğu bazı sokaklar, orijinalitesinden bir şey kaybetmeden hala varlığını sürdürmektedir. Özellikle sahile yakın kısımlardaki sokaklarda yer alan el sanatı, ayakkabı ve tekstil dükkanları son derece ilginçtir. Bu bölgedeki terzi dükkanlarında,  bir günde kadın,  erkek elbisesi dikilebilmektedir.

Hoi An, hoş bir yerleşim bölgesi. O güne kadar Vietnam’da en keyif aldığım yerdi. Küçük, sade, renkli ve gelenekselliğini korumasıyla  son derece dinlendirici ve rahatlatıcı bir kasabaydı.

Hoi An, Na Trang arası, otobüsle on iki saati buluyor. Na Trang,bizim sahil kentlerine benziyor. Sahilde geniş bir kumsalı var ve halka açık ve hiçbir yeri parsellenmemiş. Turkuvaz sularında dalış yapılabiliyor.

Kombine biletimin son durağı, Na Trang’tan on bir saatlik gece yolculuğundan sonra vardığım, eski ismi Saygon olan, Ho Chi Minh Kenti’ydi.

Sabahın serinliğinde, kentin merkezi bir bölgesinde, Bui Vien Caddesi üzerindeki bir otele, günlüğü 4 $’a yerleşerek, on beş günlük vizemin kalan birkaç gününü de burada tamamladım.

Ho Chi Minh Kenti, Vietnam’ın beş milyonluk nüfusuyla en büyük kenti. Bu nüfusa karşın, üç milyon motosikletin de olduğu bir kent.

Kent, çok önemli tarihi ve turistik gezi noktalarına sahip. Bui Vien Caddesi ve civarındaki tüm otel ve acentelerden bu bölgelere turlar düzenleniyor.

Ho Chi Minh Kenti-Ku Çi Tüneli GirişiBazen ben de bu turlara katıldım. Bunlardan ilki, Ku Çi Tünelleri Bölgesi’ne oldu. Yarım günlük tur 2 $’dı. Bir rehber eşliğinde tura katılan her birimiz farklı ülkelerden on üç kişiydik.

Ku Çi Tünelleri, Ho Chi Minh Kenti’nden 32 km. mesafedeki Ku Çi Bölgesi’nde ve ormanlık bir alanda bulunuyor. Tünellere giriş 65.000 Dong. Yaklaşık 4 $.Tünellere girmeden önce savaşla ilgili bir video gösterimi yapılıyor ve bilgi sunuluyor.

Tüneller, yerin birkaç metre altına inilerek yapılmış. Uzunluğunun 250 km. civarında olduğu ve bir labirent gibi yer altında dolanarak Kamboçya sınırına kadar dayandığı söyleniyor. Yapımına 1948’de başlanmış ve 20 yıl boyunca devam etmiş. İlk yapıldığı yıllarda Fransızlara karşı savunma amaçlı bir görev üstlenmiş iken, daha sonraki ABD-Vietnam Savaşı süresince çok önemli işlevler görmüş. Tüneller,bu bölgeye karargah kuran bir ABD Piyade Birliği’nin, Vietkong baskınlarıyla önemli kayıplar vermesine neden olmuş.

Tünellerin bazılarının giriş kısımları,ziyaretçilerin rahat girip çıkabilmeleri için, sonradan genişletilmiş, giriş kısımlarının üzerine ahşaptan güneşlikler yapılmış.

Tünellerin enleri 1 metreden az, boyları  2 m.den düşüktür. İçlerinde zor Seyyar Satıcı Kadınlar - Hanoi - Vietnamhareket edilebilmektedir. Son derece dar labirentlerden geçilmekte, hatta bazı stratejik bölümlere giden kısımlarında,  ancak sürünerek yol alınabilmektedir. Bu bölümdeki tünellerin zemini ıslak,karanlık ve bunaltıcı derecede sıcaktır. Komuta merkezine giden böyle bir bölümde, ben de hareket etmekte zorlandığım gibi, bir an önce dışarı çıkmak bile istedim. Zaten yer üstüne çıktığımızda, tüm grup terden sırılsıklam olmuş ve yorgunluktan yere yığılıp kalmıştık.

Tüneller, tam bir savaş haline uygun olarak tanzim edilmişler. İçerisinde silah yapım atölyeleri, sağlık tedavi merkezleri, yatakhane, yemekhane, mutfak ve toplantı salonu mevcuttur. Ancak, yaşam şartları çok ağırmış tünellerde. Savaştan değil, ama içerdeki yaşam koşullarının ağırlığından dolayı, binlerce insan hayatını kaybetmiş burada. Tünellerde savaş sırasında 10.000’den fazla insan yaşarken, savaştan sonra, sadece birkaç bini sağ kalmış, sağ olarak çıkanların bir kısmında da görme bozuklukları oluşmuş.

Pirinç Tarlası - Sapa - VietnamTünellerde doğan çocuklar da olmuş. Hatta, bölümlerden birinde duvarda bir resim asılıydı. Resimde 20 çocuk vardı. Bunlardan 13 tanesinin üzeri işaretlenmişti. Rehber, resimde işaretli olanların, tünellerde doğan çocuklar olduğunu söyledi. Bugün, bunlardan bazıları değişik işlerle uğraşıyormuş. Bir tanesi yakın bir köyde çitçilik yapıyor, bazılarının da hayatta olup olmadığı bilinmiyormuş.

Tünellerdeki mutfak kısmına girdiğimizde, Vietnamlı bir kadın bize, savaş yıllarını hatırlatmak amacıyla, sac üstünde ekmek pişirerek “dumanın dışarıya nasıl atıldığını” göstermeye çalıştı. Rehberin anlattığına göre, ocaklardan çıkan dumanların ABD askerlerince fark edilmemesi için farklı gizleme teknikleri kullanılmış, uzaklara giden baca sistemi oluşturulmuş. Yer üstüne çıktığımızda küçücük bir mutfak bacası olduğunu, buradan çıkan dumanın da yapraklar arasında kaybolarak ormana dağıldığını gördük.

Vietnamlılar tünelleri yaparken giriş kısımlarını gizlemeye büyük itina göstermişler. ABD askerlerince tespit edilmemesi için, ormanın içinde, nehrin altında girişler oluşturmuşlar. Amerikalılar tünellerin giriş bölümlerini bulmak için, özel eğitilmiş köpekler kullanmışlar, buna karşılık Vietnamlılar, rehberin anlattığına göre, giriş kısımlarına “biber dökmek, sabun kullanmak” gibi pek çok korunma ve yanıltma yöntemleri kullanarak, köpeklerin tünelleri bulmalarına engel olmuşlar.

Tünelleri tespitte ve savaşta başarılı olmayan ABD, B-52 ağır Kulak Temizleyicisi Bir adam - Hanoi - Vietnambombardıman uçaklarıyla bölgeyi bombalayarak, buradaki Vietkong Birlikleri’ni yok etmeye çalışmış, bazı yerlere de zehirli gaz kullanarak gıda desteğini kesmek istemiş. Bugün,kimyasal gazların kullanıldığı bölgelerin hala ekilip biçilemediği söyleniyor. Tüneller bölgesini dolaşırken, bombaların açtığı  çukurlardan  bazılarına biz de tanık olmuştuk.

Tüneller bölgesinde ayrıca,ABD uçaklarından düşen bomba parçaları ve silahlardan oluşan bir açık hava sergisi oluşturulmuş.

Tünellerdeki gezimizin sonuna geldiğimizde, rehber sorulara cevap vermek istemişti. Muhtelif sorular arasında “ABD’ye karşı nasıl bir duygu içerisindesiniz?” diye sorulan bir soruyla ilgili açıklamada bulunurken, sağ el baş parmağını ileri doğru uzatarak “geriye değil, ileriye bakıyoruz” demişti. Günlük hayatta insanların sıradan meselelerden kaynaklanan yıllarca süren mesafeli ilişkilerine bakınca, rehberin söylediği çok anlamlıydı. Zira, rehberimiz de bu savaşı yaşadığını söylüyordu. Hepimizin gözlerine bakarak, o zaman çok genç olduğunu, ama şimdi yaşının altmışı çoktan geçtiğini tebessümle ifade etmişti.

Öğle olduğunda tur bitmiş, Ho Chi Minh Kenti’ne dönmüştük.

İkinci bir tur olarak, Mekong Delta Turu’na katıldım.

Mekong Nehri, Tayland, Laos, Kamboçya ve Vietnam’ı dolaşarak denize Mekong Deltası - Ho Chi Minh City - Vietnamdökülen bir nehir. Nehrin aşağı bölümünde Mekong Deltası bulunuyor. Burası, dünyadaki 34 en geniş düzlük arasında Amazon ve Bramapur Nehirleri’nden sonra 3. sırada en geniş doğal bölgeyi sunuyor. Burası muhtelif bitki türlerine ev sahipliği yapan bir eko sistemiyle beraber, turizme de kaynaklık ediyor. Bu bölgede birkaç küçük adadaki köylerin bazıları ziyaret edilerek, bazı geleneksel aktivitelerin yanında, köylerden birinde, çikolatalı şeker yapımını izleme fırsatı elde ediliyor.

Ku Çi Tünelleri ve Mekong Delta Turları dışında, Ho Chi Minh Kenti’nde ziyaret edilebilecek çok sayıda gezi yeri bulunmaktadır. Turlar dışındaki zamanlarım buraları dolaşmakla geçti.

Bunlardan, Giac Lam Tapınağı, 1750 yılında yapılmış kentin en eski tapınağı, Phuoc An Hoi Quan Tapınağı, 1900′lü yıllarda Çinlilerce yapılmış, çoğu kısımları değişik renkteki seramiklerle bezenmiş, süslemeleri oldukça özenle işlenmiş bir tapınaktır.

Büyük Postane - Ho Chi Minh City - VietnamBunun dışında, yerel ürünlerin satıldığı Ben Tan Pazarı 1880′de yapılmış, ilginç mimarisi ve içerdeki atmosferiyle insanı etkileyen Büyük Postane, yanı başında 1877-1883 arası tuğladan inşa edilen Notre Dame Katedrali, içi Fransız ve ABD askerlerinin Vietnam’da yaptıklarını anlatan resimlerle donatılmış Savaş Müzesi ve 30 Eylül 1975′te Kuzey Vietnam Birlikleri Saygon Kenti’ne girince ele geçirilen, şimdilerde Birleşme Sarayı denilen eski Güney Vietnam Devlet Başkanlığı Sarayı, kentin önemli ziyaret noktalarını oluşturuyor.

Vietnam, 330.000 km2′lik bir alanda 54 etnik gruptan oluşan, Doğu Asya’nın muson bölgesinde tropikal iklime sahip, 84 milyonluk bir ülke. Esas olarak, bir tarım ülkesi. Uzun ve derin bir kültürel geçmişi olup, 3000 civarında tarihsel ve kültürel mirasa sahiptir.

Şehriye ve pilav, ülke mutfağının en ünlüsüdür. Özellikle,et ve sebzeden Hmong Etnik Grubu Çocukları - Sapa - Vietnamyapılan Vietnamlıların “Pho” dediği “Şehriye Çorbası” en çok tercih edilen yemek türüdür.

Vietnam, son derece güvenli, sıcak ve mütevazı insanlar ülkesidir. Sert mizaçlı olmayan, karşılarındaki insanı rahatsız etmeyecek derecede yumuşak üsluplu, neredeyse ağızlarından sözler kelpedenle alınacak kadar sakin ve sessizdirler.

Bir sabah kalktığımda vize süremin sonuna gelmiştim.

Motosikletli bir yaşamın ülkesi Vietnam’a gelişimle gidişim bir oluyordu. Motosikletlerin hızına ayak uydurur gibi sanki…

Her sabah ünlü çorbasını içip, akşamları meyve salatasını yediğim, hafta sonları kurulan panayırında geç saatlere kadar zamanımı hasrettiğim, değişik tarzdaki restoranında farklı lezzetlerini tattığım ve aralarında bulunmaktan keyif aldığım, Uzakdoğu’nun bu sade, kendi halinde, son derece sıcak ve yardımsever insanlar ülkesi, motosikletlerin hayat ilmeklerini attığı ” Çelik Vatan, Tunç Kale ” den ayrılışımın burukluğunu yaşıyordum.

Çantamı alıp, otelden ayrılırken, resepsiyon görevlisi kız, arkamdan seslendi : ” Bir şeyiniz kalmadı, değil mi? “

Sadece başımı çevirip, mahzun bir edayla cevap verdim : ” Bir şey dışında, hepsi tamam! “

Kız, önce duraksadı, sonra sordu : ” Neyiniz kaldı? “

Hiç tereddüt etmedim : ” O, sizin! Size bıraktım! “

Kız, şaşırmıştı bu defa : ” Niye öyle yaptınız? Nedir o ? “

Cevabı hazırlamıştım : ” Dat thép thành dông “ (” Çelik Vatan, Tunç Kale “)

Şimdi, aradan aylar geçti. Epeydir haber alamıyorum. Günün birinde Uzakdoğu’ya yolu düşen olursa, ” o vatana ayak basmasını, o kaleyi ziyaret etmesini ” çok isterim. Tabii, otel resepsiyonundaki görevli o güzel Thanh’a selamımı da unutmadan…

Bunu, çok isterim. Hem de, çoook!

İsmet İNCE, Ocak 2007, Avanos