Arşiv: Aralık 26th, 2006

Eski Havana bölgesinde bir sokak, HavanaBir nostalji, bir tarih, bir dans ve bir puro ülkesi Küba, son yılların en dikkat çekici ülkesi durumundadır. 50′li yılların sonunda iktidarı alan Fidel Castro ve arkadaşlarının yarattığı farklı bir Küba, ABD’nin arka bahçesinde hala var olmaya devam ediyor. Ülkenin başkenti Havana, iki buçuk milyon nüfusuyla her ziyaretçisinin keyifle günler geçirebileceği bir kültürel, siyasal ve tarihsel bir merkezdir. Casablanca’dan Malecon sahilinin görüntüsü, HavanaÖzellikle “Eski Havana” bölgesi, oralara yolu düşenlerin bir nostalji mekanı gibidir. Bu zengin tarih ülkesi Küba, şimdilerde, lideri F.Castro’nun yaşam kavgasını ilgi ve biraz da üzüntüyle beklemektedir.

İSMET İNCE

Luksor, firavun heykelleriBir tarih hazinesi Kahire, gezilebilecek pek çok bölgeye sahiptir. Yirmi milyona yaklaşan nüfusuyla, dünyanın en büyük kentleri arasında yer alan Kahire’nin en önemli ziyaret yerini, 15 km. mesafesindeki ünlü Keops, Kefren ve Mikerinos Piramitleri oluşturur. Piramitlere, esasında Kahire’yle birleşmiş durumdaki “Giza Çölü” ev sahipliği yapar.

İSMET İNCE

Singapur, bir sokakUzakdoğu’da okyanusa yerleşmiş, Malezya’nın hemen burnunun dibinde bulunan dört milyon civarındaki nufusuyla bu küçük ulus-devlet, o bölgede bir küçük Amerika gibidir.

İSMET İNCE

Kuala Lumpur, kulelerin bulunduğu bölgeBaşkent Kuala Lumpur, dünyanın en yüksek kuleleri arasında yer alan Petronas Kulelerine sahiptir. Bu ikiz kuleler, Malezya’nın bugün geldiği gelişmişlik düzeyinin bir gösterisi durumundadır.

Hong Kong’da Nayton RoadYakın zamanda Çin’e devredilen Hong Kong, Uzakdoğu’nun önemli bir ticaret merkezi durumundadır. Hatta, Çin’e rağmen özerk yapısını hala korumaktadır.

İSMET İNCE

Damnoen SaduakUzakdoğu’ya yolu düşenlerin hiç tereddütsüz gittiği yerlerden birisi şüphesiz Tayland’dır. Tayland’da ilk durak mutlaka başkent Bangkok olur. Uzakdoğu’nun bu önemli “Melekler Kenti” Bangkok, gece hayatıyla konuklarına keyifli dakikalar yaşatmasıyla ünlüdür.

Bangkok’da Buda Tapınağı

San Jose, merkez parkıOrta Amerika’nın bu küçük ve şirin ülkesi, başka hiç bir ülkeyle sorunları olmaksızın yaşayabilen dünyanın nadir ülkelerinden birisi. Üstelik,bir ordusu bile olmadan.Deniz ve müziğin kalbi bu güzel ülke, ne yazık ki, zor bir hayat sürüyor. Bundan, başkent San Jose bile payını almış durumda. Belli bölgelerinde gezmek hala cesaret ister.

İSMET İNCE

Managua, katolik bayramıUzun yıllar iç kavgalar ve sınır çatışmalarıyla yorgun düşen Nikaragua, tekrar yönetime gelen Sandinistlerle şansını bir kez daha denemeye çalışıyor. Yoğun siyasal gösterilere tanık olan başkent Managua, en yüksek tepesine çektiği ülke bayrağını şimdilerde hep bağımsız kılma gayretinde.

Coatepeque Gölü, El SalvadorSancılı dönemler geçirmiş kent, hala mahzun ve sorunlarla boğuşuyor.

Honduras’ın başkenti Tegucigalpa’daki El Salvador Elçiliği’nden, iki gün uğraştıktan sonra vizemi alabildim. Aslında, gitmeden Türkiye’deki araştırmalarımdan, El Salvador’un Türklere vize uygulamadığını öğrenmiştim. Bu yüzden, vize almadan gittim. Zaten, vize alabileceğim her hangi bir diplomatik misyonu da yoktu Türkiye’de. Tegucigalpa’da tesadüfen görmüştüm El Salvador Elçiliği’ni. Türkiye’de öğrendiğim bu bilgiyi bir kez de, elçilikten teyit ettirmek istedim. İçeri girdiğimde, Türklere vize uygulandığını öğrendim. Konuştuğum konsolos bayan, benim ısrarla ” Türklere vize gerekmiyor ” demem üzerine, getirdiği üç sayfalık bir yazıyı, biraz da kızgın bir şekilde bana uzattı. Vize uygulanacak ülkeler listesinde ve son sıralardan birinde Türkiye adı yazılıydı. Yoksul bir Orta Amerika ülkesi olan El Salvador’un bizlere vize uygulaması, beni şaşırtmıştı. Fakat, yapacak bir şey yoktu ve iki gün istenilen evrakları hazırlamakla gün geçirdim. Sonuçta vize aldım. Hatta, benim çabamı gören elçilik görevlileri 90 gün vize vermişlerdi. İşlemlerin tamamlanması ve vize almam, iki günlük çaba ve yorgunluğumu geride bırakmıştı.

Suchitlan gölü - Suçitoto - El SalvadorHonduras’ın sınır kenti Nacaome’den bindiğim eski bir otobüsle El Salvador sınır kapısına gelip, giriş için pasaportumu uzatmıştım ki, gene güvenlik görevlisi bir bayanın, ” El Salvador’da 90 gün ne yapacaksın? ” sorusu ile karşılaştım. ” Elçilik bu kadar verdi. ” dedim. Fakat, kadın suratını ekşiterek, ” bu kadar fazla ” dedi ve elçiliğin verdiği 90 günlük vizenin rakam kısmını daire içine alıp, iptal ederek, 30 gün yazdı. Önem vermemiştim. Fakat, bir güvenlik görevlisinin, elçiliğin verdiği vize üzerinde değişiklik yaparak, süre azaltmasına şaşırmıştım. Aslında, 30 gün bile fazlaydı, ama elçilikten 90 gün vermişlerdi. Pasaportumu alıp, sınırdan içeri girince, hemen ilerde bekleyen bir otobüse binip, önce Santa Rosa, San Miguel, sonra da başkent San Salvador’a geçtim. Başkente varışım öğleden sonra saat 15.00′ i bulmuştu. Terminal, şehirden biraz uzaktaydı. Fakat, hava iyi olduğundan, şehir merkezine kadar yürüdüm ve 10 A Av. Sur 109 nolu binada faaliyet gösteren ” Hotel İnternacional Custodio ” ya yerleştim. Otel, şehir merkezinde ve ana caddenin kenarında birkaç katlı binada faaliyet gösteriyordu. Sahibi, orta yaşlı, kültürlü ve kibar bir adamdı. Kentle ilgili bazı bilgileri alıp, dışarı çıktım. Otelin hemen karşısında, her tür hediyelik eşya, gıda ve tekstil ürünlerinin satıldığı Mercado Ex-Cuartel yer alıyor. Kentin en ünlü  caddesi Calle Delgado’nun solunda Teatro Nacional bulunuyor. Tiyatro binası 1917′de yapılmış. Yan tarafta Katedral, Katedralin öbür yanında ünlü Barrios Meydanı yerleşmiş. Meydanın karşısında Palacio Nacional yükseliyor. Bina, 1986 depremine kadar, hükümet toplantılarına ev sahipliği yapmış. Biraz ilerde şehrin en büyük pazarı, Mercado Central kurulu. Mercado, önemli bir alış veriş merkezi durumunda.

San Salvador, henüz belirli bir gelişme düzeyini yakalayabilmiş bir kent Santa Ana Volkanı - Suçitoto - El Salvadordeğil. Özellikle akşamları, havanın kararmasıyla birlikte derin bir sessziliğe bürünüyor ve ara sokaklarında tek başına dolaşmanın ciddi zorlukları var. Soygun, adam kaçırma, hırsızlığın yaygın şekilde yaşandığı kentin, ara sıra yaşanan cinayetlerle de başı dertte.

500.000 civarında nüfusa sahip başkent San Salvador, 1525 yılında İspanyol fetihçi Pedro de Alvarado tarafından kurulmuş ve 1839′dan beri ülkenin başkentliğini yapıyor.

İSMET İNCE

Tegucigalpa, Camayaguela’da bir bölgeOrta Amerika’nın yoksul ama bir o kadar da problemli ülke başkenti Tegucigalpa, sıçrama yapacağı zamanı bekliyor. Ama, görünür vadede umut da yok gibi.

Honduras vizesini, Nikaragua’nın sınır kenti Chinandega’daki küçük bir ofiste faaliyet gösteren Honduras Konsolosluğu’ndan aldım. Adı konsolosluk ama, genç bir Nikaragualı kızdan başka çalışan kimseyi görmedim. Sadece 4 fotoğraf gerekti vize için. İşlemler kısa sürdü ve kızın imzaladığı pasaportumla, 1 ay vize almış oldum. Vizeyi buradan aldım ama, Honduras’a girişim Nikaragua’nın Esteli Kenti yönünden oldu. Kapıdaki görevli, ” vizeyi neden Türkiye’den almadığımı ” sordu. ” Türkiye’de Honduras Elçiliği yok ” cevabını verince, elindeki listeye baktı ve kafa sallayarak, pasaportuma giriş mühürünü vurdu. Listeyi incelerken, pek bir şey anladığını da sanmıyorum. Fakat, sınır görevlisi ya! Ne de olsa Orta Amerika burası!

Honduras sınırından girince, “Tegucigalpa” diye bağıran birinin yanına Cafe Paradiso - Tegucigalpa - Hondurasvardım. Otobüs Tegucigalpa’ya gidiyormuş. Benim rotam da o tarafa olduğundan, hemen otobüse yerleştim. Otobüs çok eski. İçinde az sayıda insan var. Beni görenler, tatlı tebessümleriyle ” hoş geldin “der  gibiydiler. Tegucigalpa’ya varışımız yaklaşık 2 saati buldu. Terminalden bir arabayla, merkezdeki Granada 1 Oteli’ne giderek, günlüğü 100 Lempiras’a bir odaya yerleştim. 1 $ = 15 Lempiras olduğuna göre, bakım ve temizliği açısından otel ucuz geldi. Hemen çantamı bırakıp, dışarı çıktım.

Otel, merkeze yakın bir yerde. Kentin en ünlü meydanı Morazan Meydanı. Tegucigalpalılar, bu meydana Parque Central da diyorlar. Meydan, tam bir insan curcunası. Her yaştan ve her tür işi yapanlar yerleşmiş meydana. Meydanın bir tarafında Katedral ve Belediye Binası yükseliyor. Ortada, at üzerinde Morazan’ın heykeli bulunuyor. Biraz ilerde Av. Cervantes’de eski Yüce Divan binası var. Şimdilerde, müze olarak kullanılıyor. İsmi Museo del Hombre. İçinde, Honduras insanının günümüze kadar yaşamında geçirdiği evreler sergileniyor. Karşısında, askeri komutanların fotoğraflarının yer aldığı Museo Historico Militer bulunuyor. Daha ilerdeki, Merced Bölgesi’nde Honduras tarihini anlatan Museo Historico de la Republica önemli bir ziyaret yeri sayılır.

Tegucigalpa, iki bölgeden oluşuyor. Birisi, Morazan Meydanı’nın bulunduğu Tegucigalpa, diğeri bir kaç köprü ile bağlanan Comalagüela Bölgesi. İki bölgeyi Choluteca Irmağı birbirinden ayırıyor.

Comayagüela - Tegucigalpa - HondurasComalagüela, daha yoksul bir bölge. Dolayısıyla, kentin tehlikeli sayılabilecek bir kesimini oluşturuyor. Dik bir yamaca kurulmuş burası. Ara sokaklarında dolaşmak, gündüz saatlerinde bile risk oluşturuyor. Zaten, yollarının düzensizliği yüzünden, sokaklarında rahat yürümek bile zor oluyor. Fazla görülebilecek önemli bir noktası olmayan Comalagüela’nın en ilginç yeri, pek çok el sanatı ürününün, çok ucuz fiyatlarla alınabileceği Mercado San İsidro’dur.

Tegucigalpa, yaklaşık 1 milyon nüfuslu bir kent. Honduraslılar, konuşma dilinde ona, kısaca ” Tegus “diyorlar. Ve, ” Gümüş Tepe ” anlamına geliyor.

Her düzeyde pek çok alış veriş merkezi ve restoranın bulunduğu Tegus’un dinlenilebilecek en nezih işletmesi, hafif  hafif çalan Latin müziği eşliğinde, ünlü Honduras kahvesinin yudumlandığı Cafe Paradiso’dur. Duvarlarındaki resimlerden anlaşıldığı kadarıyla, Tegus’un entellektüel kesimlerinin de uğrak yeri olduğu fark ediliyor.

Tamamen siyah renkli insanlardan oluşan Tegus, daha önce gördüğüm Orta Amerika ülkelerine nazaran, daha modern bir izlenim verdi bana. Ama, önünde daha yürüyeceği çok yol  var gibi!

İSMET İNCE